Masalsı Bali...

Bali maceramıza başlamadan önce, bizi sadece güzel bir adanın karşılayacağını sanıyorduk.  Ancak bu denli görsel, kültürel, müzikal, felsefik ve gastronomik olarak; adeta muazzam bir sentezin karşılayacağından habersizdik...

Uçuşumuzu İstanbul-Jakarta, ardından Jakarta-Bali olarak iki adımda gerçekleştirdik. Hiç de fena sayılmayacak bu konforlu 14 saatlik yolculuğun ardından Bali’deyiz...

Bali’ye adım atar atmaz, bu sentez şöleni daha havalimanında başlıyor! Uçaktan iner inmez (daha sonra Bali’nin birçok tapınak ve hatta bazı şehirlerinin girişinde göreceğimiz) sembolik büyük bir gate’in içinden geçiyoruz ve bu his bile bizi heyecanlandırıyor.

Çünkü daha önceki deyimlerimde havaalanı hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı.  smiley

BALİ TATİLİ

Havalimanından eğlenceli bir kare 

 

Havalimanında tesadüfen tanıştığımız, bölgede “driver” adı verilen bir araçlı şoför kiralıyoruz. Yolculuğumuzun ilerleyen zamanlarında ise, başka bir driver’la anlaşıyoruz ve bundan sonraki tüm ulaşımımızı bu şirketle yapıyoruz. (Kesinlikle tavsiye edeceğimiz Gooddaytour’a; gooddaytoursvc@gmail.com mail adresinden ve +628123998772 telefon numarasından ulaşabilirsiniz.)

Ulaşımdan bahsetmişken; Bali’de trafik soldan akıyor ve inanılmaz bir scooter- motosiklet kirliliği var. Küçükten büyüğe herkes küçük motosikletlerle gruplar halinde trafikte ve inanın hiç de öyle Türkiye’deki gibi değil durum. Kuralsızlık da, motosiklet sayısı da hat safhada. O nedenle araç ya da motosiklet kiralayıp kendiniz kullanmak isterseniz, işiniz epeyce zor olabilir. Gideceğiniz bölgelere, alacağınız ilave turlara göre fiyat farklılık göstermekle birlikte ortalama günlük şoförlü bir aracı 30-40$’a kiralayabilirsiniz. 

Hatta bazı kısa turlar için öğleden sonraları kiralama yaptığımızda, çok daha düşük ücretler ödedik. Bu anlamda şoförlü araç hem şöforün Bali’yi bilmesi, hem de trafik alışkanlıklarına hâkimiyeti ve korkunç kuralsız yolculuklar için de en ideali. Bunu aynı zamanda bir tur satın almak gibi de düşünebilirsiniz.

Bali’de ilk durağımız Nusa Dua adındaki özel bölge. Özel olmasının sebebi ise;  şehri ayrı bir bölge gibi konumlandırıp ayıran şehir gate’in girişinden itibaren, 3-5 km öncesindeki eski, fakir ve gelişmemiş Bali algısından anında uzaklaştıran müthiş ambiyansı, inanılmaz yeşilliği, harika asfaltı (her yerde yollar bu kadar iyi değil), değişen bina ve otel yapıları, tropikal alanla birleşen uzun okyanus sahiliyle sizi bir anda içine çekiyor. 

 

Nusa Dua sokakları ve şehre girişteki (arkamızda) gate...

 

Hizmetinden çok memnun kaldığımız otelimiz “INAYA Putri Bali” ye girişimizle birlikte Bali’de bir gelenek olan welcome içkimizi alıyor ve bu güzel anın tadını çıkarıyoruz. Otelimiz okyanus kenarında ve oldukça büyük bir alana kurulmuş keyifli bir tesis. Hem özel havuzlu villa/oda, hem de standart oda alternatifi bulunmakta. Balayı tatilinde olduğumuzdan, her şeyin ayrıcalıklı ve unutulmaz olmasını istediğimiz için özel havuzlu, büyük bir odada konakladık.

Nusa Dua’daki otelimiz Inaya Putri’deki odamızdan kareler...

Hem Nusa Dua’da, hem de Bali’nin birçok bölgesinde havuz çok önemli bir unsur. Birçok otelin onlarca havuzu mevcut. Üstelik adadaki havuzların neredeyse yüzde doksanı sonsuzluk hissi veren havuzlar olarak tasarlanmış ve istisnasız çok keyifliler.

bali tatil

Oteldeki havuzlardan...

Nusa Dua, genel olarak kafa dinlemek, dinlenmek ve huzur bulmak için ideal bir tatil bölgesi. Bu sakinliğine ilaveten şehirde büyükçe sayılabilecek bir alışveriş merkezi de var. Bali Collection adındaki bu alışveriş merkezi de bölgenin yapısına uygun olarak tek katlı, yatay düzende ve yan yana mağazaların olduğu açık bir alan şeklinde tasarlanmış. Zaten genel olarak adadaki yapılar 5 katı geçmiyor. Öğrendiğimiz kadarıyla az katlılık; hükümetin aldığı bir karar ve çıkış noktası ise çok etkileyici: adadaki hiç bir yapının en uzun palmiye ağacını geçmemesini istemeleri. 

Bali Collection, akşamları farklı yemekler tatmak için gidebileceğiniz restoranlara sahip olduğu gibi, eğlenmek için de canlı müzik yapan mekânları tercih etmeniz açısından iyi bir alternatif.  Ayrıca keyifli yerel eşyalar bulmak ve ilginç tropikal meyvelerden almak için de Bali Collection’a uğrayabilirsiniz. 

 

endonezya bali

Bali Collectionda bir restoran.

 

Nusa Dua’daki hemen hemen her tesisten yürüyerek gidebileceğiniz ve mutlaka görmeniz gereken bir diğer yer ise: Water Blow. Volkanik kayalardan oluşan bu alana çarpan devasa dalgalarla ıslanmak, dünyanın her yerinden gelmiş tanımadığımız insanlarla aynı anda çığlıklar ve kahkahalar atmak çok eğlenceliydi! Water Blow’un hemen arkasında bulunan ülkedeki tüm farklı türdeki ağaçları bir arada barındıran parka da uğramadan dönmemelisiniz. 4 gün kaldığımız Nusa Dua’dan ayrılıyor ve Bali’de ki açık ara en mistik ve doğayla bütünlük hissi veren şehir Ubud’a doğru yol alıyoruz.

Water Blow’da ıslanmadan hemen önce 

 

Ve Ubud... Başlı başına ayrı bir deneyim... Aslında küçük köylerden oluşan bir merkez kasaba da denilebilir Ubud için. Bizim Karadeniz bölgemizdeki gibi dağlık bir yapısı olan bu bölgeye, yine Karadeniz’deki gibi dağınık bir yerleşim hâkim. Muazzam tonlardaki yeşili, sürekli bir ayine ev sahipliği yapan tapınakları, yerli halkın her halini görebileceğiniz sokakları ve yağmurdan sonraki sisli ambiyansıyla Ubud çok mistik ve büyülü bir atmosfere hâkim. (Bali’de tropikal iklim nedeniyle yazları da gün içinde yağışlar olabiliyor. Ancak bu yağışlar sizi asla korkutmasın. Yağmurdan sonra mis toprak kokusu aniden kendini güneşe bırakıyor ve hiç yağmur yağmamış gibi tatilinize, havuz keyfinize kaldığınız yerden devam edebiliyorsunuz )

Sabah kahvaltıdan sonra Nusa Dua’dan ayrıldıktan sonra, Ubud’daki otelimize yerleşmeden önce bir tur satın aldık ve yolumuzun üzerinde olan, Lake Beratan ismiyle anılan ikiz krater göllerinin yanına kurulmuş yeşillikler içindeki harika Ulun Danu tapınağı ile Balli’nin olmazsa olmazı pirinç tarlalarının en büyüklerinden birini ziyaret ettik. Ve tabii ki Bali’ye kadar gelmişken içmeden gidilmemesi gereken “koppi luwak” isimli özel kahveyi tattık.

Turumuzun ilk durağı kahveyle enerji almak için, dünyanın en pahalı ve aynı zamanda ilginç kahvesi olan koppi luwak’ı deneyimleyeceğimiz Lumbung Sari Coffee Luwak adındaki mekan oluyor. Burası hem kahve üreticisi ve satıcısı, hem de kahve içebileceğiniz bir yer. Koppi Luwak’ı dünyanın en pahalı kahvesi yapan şey ise bir hayli ilginç. Koppi luwak; kedi ailesinden gelen bir cins olan misk kedisinin dışkısından çıkan(!) özel kahve çekirdeklerinin özenle kavrulmasıyla hazırlanmış bir kahve türü. Dışkı dediysek korkmayın. Luwak ağzının tadını bilen bir hayvan. Gün boyunca kahve ağaçlarını gezip tam olgunluğa ulaşmımış en lezzetli kahve meyvelerini yiyor. Ancak cekirdeklerini sindiremiyor ve tahmin edileceği üzere en lezzetli kahve çekirdeklerini dışkısıyla insanlara armağan ediyor. Bu çekirdekler temizlenip kurutulduktan sonra kabuklarından çıkarılarak geleneksel Bali yöntemleriyle kavrulup demleniyorlar.

Bu üçlü turda güzel bir tesadüf yaşayarak, üniversiteden bir arkadaş çiftimizle aynı anda Bali’de olma şansını yakaladık ve kahve macerasını birlikte tecrübe ettik.  Alışılmadık bu macerayı ülkemizden 9000 km uzakta buluşarak daha da ilginç ve unutulmaz kılmış olduk.

 

Koppi Luwak tadımlarken ve yapılırken...

 

Turumuzun ikinci durağı ise Lake Beratan adındaki ikiz krater göllerinin olduğu bir zirve. Ubud’dan sonra yeşil, kıvrımlı yollar bizi etkileyici bir zirveye ulaştırıyor. Bu müthiş zirvede bizi karşılayan göl ve gölün ortasına yapılmış olan Ulun Danu tapınağı ise, görüntünün ancak hayali bir tablo olabileceği hissi yaratıyor. Tabii ki bizde bu hissin uyanmasında yağmurun hemen akabinde orada olmamızın ve sisli göl manzarasının da etkisi büyüktü.

Lake Beratan

 

 

Ulun Danu Temple

 

Ardından yolumuzu Uzak Doğu denince akla ilk gelen şeylerden biri olan uçsuz bucaksız pirinç teraslarına çeviriyoruz. Çok fazla sayıda pirinç tarlası var. Bunlardan en büyüklerinden ve tabii ki turistik olanlarından biri Jatiluwih pirinç teraslarına gidiyoruz. Bali’de tropikal iklim hâkim olduğu için her dönemde pirinç yetişebiliyor. Pirinç yıl içinde dört kez hasat yapılabilen bir bitki olduğu için, hangi aşamasına denk geleceğiniz, biraz şansınıza kalmış. 

Yemyeşil tarlalarda gezindikten sonra, pirinç yetiştiriciliğinin ne denli çok emek gerektiren ve zor bir uğraş olduğunu anlıyoruz. Jatiluwih pirinç teraslarının etrafında birçok restoran var ve bunlardan birinde yemek molası verdikten sonra Ubud’tan kısa süreliğine ayrılıyoruz.

 

Jatiluwih pirinç terasları

Aynı günün son durağı ise Tanah Lot oluyor. Bali’de mutlaka gidilmesi gereken ilk beş yer listesinde yer alabilecek bir tapınak ve bölge burası. Bu tapınağı diğerlerinden ayıran en belirgin özelliği ise; denizin içinde olması ve gelgit nedeniyle dalgaların etkisiyle şekillenmiş kayalıkların ve görsel bir şov sunan doğal yapıların hemen yanında olması. Gündüzleri özellikle sabah saatlerinde tamamen deniz suları altında kalan tapınağa, akşamüzeri denizin çekilmesiyle yürüyerek ulaşabiliyorsunuz. Ayrıca enfes bir gün batımı zevki de sunan bu bölgede, pirinçlerle ve kutsanmış suyla kendinizi buradaki din adamlarına kutsattıktan sonra kesinlikle güneşi batırıp öyle ayrılmalısınız...

 

Tanah Lot

 

 

uzakdogu gelgit

Gelgit sonrası sular çekilmişken...

 

uzakdoğu tatili

Pirinç ve suyla kutsandıktan sonra 

Dört kişi çok zevk aldığımız bu bir günlük ama her anını dolu dolu yaşadığımız turun sonunda arkadaşlarımızı Seminyak’taki yeni otellerine bırakıp biz Ubud’a tekrar dönüyoruz.

Bu arada eğlence severler için özellikle belirtmem gerekir ki; Bali’de eğlence hayatının en aktif olduğu şehir Seminyak. Biz Seminyak’ta sadece şehir turu yaptık. Bir yerlerde oturup bir şeyler yiyip içmediğimiz için yorum yazamayacağım. Daha lokal tecrübeler edinmek, salaş yerlerde takılmak ve daha hareketli bir gece hayatının içinde olmak isterseniz Seminyak sizin için iyi bir tercih olacaktır. Ancak bu noktada belirtmem gerekir ki bu bölgenin kesinlikle daha fazla gürültüsünü, daha fazla kalabalığını ve tabii ki daha yoğun meşhur Bali trafiğini göz önünde bulundurmalısınız. Bali’de henüz Yandex gibi trafik bilgisi veren aplikasyonlar kullanılmıyor. O nedenle trafiğe yakalanıp, yakalanmamanız şansınıza kalmış. Trafiğe Yakalandığınız zaman ise hiç de kolay kurtulamıyorsunuz. Zaten yolların durumu nedeniyle azami 60-80 km hız yapılabilinen bir yer olduğu için trafik de buna eklenince çok yakın mesafeler bir anda çok uzak olabiliyor. Daha önce de bahsettiğim gibi biz yorucu geçen bir nikâh ve düğün seremoni zincirinden sonra balayımızda daha çok dinlenmek ve Bali’nin olmazsa olmaz tapınak ve özel yerlerini görmek istediğimiz için bu doğrultuda bir plan yaptık. Bu yüzden de Seminyak, Jimbaran gibi şehirlere çok fazla vakit ayırmadık.

 

Ubud’daki tercihimiz dünyanın ödüllü otellerinden biri olan ve mimari anlamda çok ilgi çeken, sonsuzluk havuzuyla adını seyahat tutkunlarına duyurmuş olan Hanging Gardens of Bali oluyor. Hanging Gardens of Bali, tam anlamıyla doğayla iç içe olmak ve sakin bir tatil isteyenler için biçilmiş kaftan. Bu otelde private havuzsuz bir villa seçeneği bulunmuyor. Sadece daha büyük aile tipi suit villa ve bizim kaldığımız daha küçük villalardan oluşuyor. Her anlamda "bambaşka"yı deneyimlemek istiyorsanız bu oteli kesinlikle tecrübe etmelisiniz.

 

 

uzakdoğu tatil

bali holiday

Otelimiz Hanging Gardens of Bali’den kareler...

 

Ubud şehir merkezine de yakın mesafede sayılacak Payangan bölgesindeki otelimizdeki konaklamamızın ikinci gününde yarım günlük bir tur satın alıp, Ubud bölgesindeki listemizin devamında olan yerleri ziyaret etmek üzere harekete geçiyoruz.

Turumuzun ilk ayağı olan Monkey Forest’la güne başlıyoruz. Yolunuz Bali’ye düşerse, bu harika ormana mutlaka gitmenizi öneririm. Özellikle benim gibi maymunların zekâları ve sempatikliği sizin için de ayrıysa gidin ve kendi alanlarında onları görün. Çünkü gözlerinize inanamayacaksınız! Bu kutsal sayılan orman adeta maymunların size doğanın nasıl gerçek sahiplerinin hayvanlar olduğunu ve onların da egemen oldukları bir bölgenin olabileceğini, her yerde insanın hâkimiyetini olamayacağını (zaten olmamalı da) hissettiriyor. Zekâlarını yiyecek hırsızlığı ve yaramazlık için kullanmasalar daha iyi olurdu tabii ama…

Evet, ormanın hükümdarları maymunlar üstünüzde başınızda ne varsa onları çalmaya hazırlar. Zaman zaman telefon, gözlük gibi işlerine yarayacağından emin olmadığım (!) şeylere kadar bile uzanıyor bu liste. O nedenle girişteki güvenlik görevlilerinin uyarısıyla biz de gözlük, telefon, bozuk para, su vb eşyalarımızı sırt çantalarımıza kaldırdıktan sonra turumuza başlıyoruz. Orman tek kelime ile ütopikti benim için. Çünkü daha önce hiç bu kadar gökleri delecek gibi uzanan ağaçlar görmemiştim. Gerçek anlamda ağaçlardan gökyüzü görünmüyordu. Ayrıca ormandaki kuşların, yaşayan tüm hayvanların ve tabii ki maymunların; şelale ve ağaçlardan yayılan seslerle bütünleşen seslerini de duymak bambaşkaydı...  Bilumum bitkinin olduğu bu ormanda belli yönlendirmelerle ilerliyoruz ve maymunların kelimenin tam anlamıyla yaptıkları maymunluklarla eğleniyoruz. Gerçekten çok sıra dışı bir ambiyanstı. Monkey Forest sizin de gezi listenizde varsa şunu da notlarınıza eklemenizde fayda var. Bu güzel orman saat 08:30 ile 18:00 arasında ziyaret edilebiliyor ve giriş ücreti 40.000 Endonezya rupiahı (yani 3$).

   

Monkey Forest

Turumuzun ikinci kısmında Goa Gajah adındaki bir tapınağa gittik. Burada, bazı diğer tapınaklarda olduğu gibi şort ve kısa etek gibi giysilerle içeri girmek yasak. Hem erkekler, hem kadınlar için geçerli olan bu kurala bizde uyuyoruz ve “sarong” adını verdikleri bacaklarımızı kapatan etek benzeri giysiyi üzerimize geçirip başlıyoruz tapınağı gezmeye. Ormanın içinden epeyce bir merdiven indikten sonra harika bir süs havuzu ve birbirinden güzel çiçek ve ağaçların olduğu bir alan bizi karşılıyor. Bu keyifli ambiyansta ilerledikten sonra Goa Gajah Temple tüm ihtişamı ve filli figürleriyle karşımızda!

 

Goa Gajah Temple

 

Goa Gajah tapınağından sonra,  el yapımı sanatının zirvesi olan ahşap oyma zanaatkârlarının olduğu galeri benzeri bir atölyeye gittik. En küçük minimal süs eşyalarından, devasa boyutlardaki heykellere kadar ne ararsanız vardı bu atölyede. İnanılmaz güzel ahşap işlerin olduğu bu yere ve buradaki zanaatkârlara hayran kaldık.

 

Ahşap oyma zanaatkârlarından...

 

Günün son durağı ise Batuan köyündeki bir Hindu tapınağı olan Batuan Temple oluyor. Bu sefer dümdüz bir arazide yer alan bu tapınağı gezerken ilk kez yorulmuyoruz. Yorulmaktan şikâyetçi değildik elbette; ancak yine de 30 derece sıcakta tapınak tapınak gezmek biraz yorucu olabiliyormuş... Batuan Temple’da izlediğimiz bir Hindu ayininden ve hafızalarımıza tapınaktaki detay zanaatları da kazıdıktan sonra ayrılıyoruz ve Ubud’daki otelimize geri dönüyoruz.

 

batuan temple

Batuan Temple

 

 

Bali Lezzetleri:

Bali’nin mutfağına değinmeden yazımı tamamlamak istemedim. Ne de olsa seyahatin tamamlayıcısı da leziz yemekler değil mi? En azından bizim için öyle!  

Gittiğimiz yerin kültüründe ön plana çıkmış farklı lezzetleri denemeyi seviyoruz. Uzak Doğu mutfağının ise kalbimizde yeri ayrı.

Bali, her şeyde olduğu gibi bu konuda da tam bir Asya-Uzak Doğu sentezi sunuyor. Kahvaltı alışkanlıkları bizler gibi olmasa da; kahvaltıda peynir çeşitleri, domates, yumurta bulabiliyorsunuz. Ama tüm öğünlerde menülerin büyük kısmını noodle ve pirinç oluşturuyor. 

Kahvaltılarda noodle’lı ve pirinçli omletler favorilerimiz oldu. (Kahvaltıda ana öğündeki gibi sıcak yemekler servis ediyorlar.) 

Endonezya mutfağının genelinde pirinç hakimiyeti açık ara önde. Dolayısıyla tüm öğünlerde de pirinç olmazsa olmaz gıda. 

Hanging Gardens of Bali’de bir akşam yemeği...

 

Kahvaltıdaki pirinçli omlet. 

 

uzakdoğu kahvaltı

Kahvaltıdan örnekler...

 

Ananaslı tavuk salatası! (Bunu artık bende evde yapıyorum ve breğenmeyen konuğuum olmadı  Çok leziz...)

 

 

Tropikal meyveler...

 

Yaprak içinde servis edilen pirinçli ve pirinç unlu tatlılarından...

 

 

Bali’deki top 10 listemizde yer alan tüm yerleri gezdiğimiz ve Uzak Doğu lezzetlerini tattığımız için, artık sıra Hanging Gardens of Bali’nin eşsiz havuzları ve ambiyansında tamamen arınma ve dinlenme zamanı…

 

Yazımın en başında da dediğim gibi, Bali’ye gitmeden önce bu ada bizim için sadece “Mutlu insanlar adası”ydı. Artık Bali’yi özetleyen sıfat sadece mutlu değil.  

5M ve 1N: Mutlu, mistik, maceralı, masalsı, müthiş ve gerçekten özetle NEFİS!

 

BU GÜZEL YAZIYI HAZIRLAYAN ARKADAŞIMIZI İNSTAGRAMDAN TAKİP ETMEK İÇİN @alcay_ 

Sizde Yorum Yapın

E-Mail adresiniz burada paylaşılmayacak. Sadece bilgi amaçlı tutulacak. !